17 Eylül 2010 Cuma

Moving To the Netherlands...

Bugün Petra'yla tam da bunu konuşuyorduk, hiçbirşey imkansız değildir eğer gerçekten istiyorsan...
Daha önce hayalini bile kurmadığım bir hayatı yaşamaya devam ediyorum. Bunda ne kötülük var? elbette yok. Gelecek ne getirecek bilmeden sıradan şeylere takılıyor ve çok zaman üzüyoruz kendimizi..Ama herzaman düşünüp kendimce motive tek cümle var, her güzel şeyin sonunda bir keder olduğu gibi her kederin sonunda muhakkak bir aydınlanma vardır. Karanlıktayken aydınlığın ne yönden geleceğini bilemeyiz elbette ama istediğimiz yöne çekebiliriz aydınlığı, elbet o biryerlerden sızacak ve bulacaktır bizi..

Nerden çıktı değil mi bu konuşma ansızın? Bir insan neden böyle bir paragrafla gidiş yapar bloğuna?
O insan eğer imkansız gördüklerini başarmış ve buraya gelebilmişse, ve buralara gelip bir blok hazırlayabilmişse, ve şu cümleleri kurabilmişse, böyle bir giriş de kaçınılmaz...:D

Nerelerden nereye yolculuklar..
Eskişehir'in kanallarından sonra Utrecht'in kanallarını aşıyor ve Kendimle olmadığım kadar çok vakit geçiriyorum son zamanlar..
O kadar sessiz, temiz, düzenli, yeşil ve şirin ki şehir, İstanbul'u bana ciddi anlamda aratıyor.
İstanbul'un gürültüsü, kalabalığı, uzun erişilmez yolları, trafiği, büyüklüğü ve en başta ezan sesleri ve muhteşem manzarasını aratıyor elbette..
Düşünüyorum da o kadar da şanssız değilim.. Sonunun güzel olduğunu bildiğim dar ve engebeli yolları aşmayı seviyorum sadece hepsi bu..:D

( Odamda gecenin bir yarısı internetin dibine vurup blog açmak ve Sezen Aksu'dan "Ah İstanbul" u dinlemek...)

Hiç yorum yok: